Kısa cevap: Emeklilik yaşına yaklaşırken yapılması gereken en kritik iş, maaşın kesildiği ilk 12 ayı hiç gelir olmadan geçirebilecek bir tampon oluşturmak. Ben kendi hesabımı yaparken üç şeye baktım: aylık zorunlu giderim ne kadar, emekli aylığım ne zaman ve ne kadar yatmaya başlayacak, arada kalan boşluğu hangi birikimle kapatacağım. Bu üç sayı netleşmeden "bıraksam mı, bir yıl daha çalışsam mı" sorusuna cevap vermek mümkün değil. Emeklilik yaşı finansal hazırlık süreci aslında bu boşluğun büyüklüğünü ölçmekle başlıyor.
Ben işten ayrılma kararını verirken en çok yanıldığım nokta, giderlerimin otomatik olarak düşeceğini varsaymamdı. Ulaşım ve öğle yemeği masrafı gerçekten azaldı, kabul. Ama evde geçirilen zaman arttığı için elektrik, doğalgaz ve market harcaması yukarı gitti. Bir de o zamana kadar iş yerinden karşılanan bazı şeylerin (özel sağlık desteği, telefon hattı, servis) faturası bana geçti.
Bu yüzden ilk tavsiyem şu: emeklilik kararından en az altı ay önce hane bütçenizi kalem kalem yazın. Gelir gider planlaması yaptığınızda, "ne kadar aylıkla yaşayabilirim" sorusunun cevabı tahmin olmaktan çıkıp somut bir sayıya dönüşüyor. Bende bu sayı, çalışırken sandığımdan yaklaşık dörtte bir oranında yüksek çıktı.
Karşılaştırma yapan biriyseniz en net faydayı burada göreceksiniz. Bir yıl daha çalışmak üç yönlü etki yapıyor: birikiminize eklenen katkı, o birikimden bir yıl daha çekim yapmamış olmanız ve emekli aylığınızın hesabına giren ek prim süresi. Ben kabaca şöyle bir tablo çıkardım:
| Kalem | Şimdi bırakmak | Bir yıl daha çalışmak |
|---|---|---|
| Nakit tampon | 7 ay gider karşılığı | 13 ay gider karşılığı |
| Kalan kredi taksiti | 18 ay devam ediyor | 6 ay devam ediyor |
| Birikimden çekim | 1. yılda başlıyor | 2. yılda başlıyor |
| Psikolojik yorgunluk | Azalıyor | Sürüyor |
Tabloyu doldurduğumda gördüm ki kararı belirleyen şey aylık tutarın kendisi değil, borçların bitiş tarihiydi. Krediniz devam ederken emekli olmak, aynı parayla iki kat daha zor yaşamak demek.
Çalışırken birikim "büyütme" amaçlıdır, emeklilikte ise "erişilebilir ve öngörülebilir" olması öne çıkıyor. Ben tamponu üç parçaya böldüm: bir kısmı vadesiz hesapta beklesin, bir kısmı kısa vadeli mevduatta dönsün, geri kalanı daha uzun vadeli araçlarda kalsın. Mevduat faiz oranlarını karşılaştırırken sadece orana değil, vade bozma cezasına ve hesap işletim ücretlerine de bakın; bir bankanın yüksek görünen oranı, hesap ücretleriyle eriyebiliyor. Banka seçimi konusu emeklilikte hiç önemsiz değil, çünkü artık maaş promosyonu yerine emekli aylığı koşullarına bakıyorsunuz.
Birincisi, "artık zamanım var" diyerek büyük harcamaları emekliliğin ilk aylarına yığdım. Tadilat, uzun bir seyahat, yeni bir cihaz… Hepsi ayrı ayrı makul, üst üste gelince tampona ciddi darbe. İkincisi, gelir azalınca ilk kestiğim kalem birikime düzenli katkı oldu. Aylığın küçük bir yüzdesini bile kenara koymak, beklenmedik bir sağlık gideri çıktığında birikimin ana kısmına dokunmanızı engelliyor.
Emeklilikte finansal rahatlığı belirleyen şey ne kadar biriktirdiğiniz değil, o birikimi hangi hızla harcadığınız. Yıllık çekim oranını baştan bir kurala bağlayın ve o kuralı yazılı tutun.
Zorunlu giderlerinizin 6-12 ayı arası bir aralık makul. Aylığınızın başlama tarihi belirsizse üst sınıra yakın durun.
Taksitin yeni gelirinize oranına bakın. Emekli aylığınızın üçte birinden fazlasını taksite veriyorsanız, borcu kapatmadan bırakmak baskı yaratır.